Bitik anlamı nedir ?

Aylin

New member
Bitik Olmak: İnsan Olmanın Derinliklerinde Bir Hikâye

Herkese merhaba, forumdaşlar! Bugün sizlerle, belki de çoğumuzun zaman zaman içine düştüğü bir durumu, bir duyguyu paylaşmak istiyorum. Bitik olmak… Ne demek? İçsel olarak tükenmek, bir çıkmazda hissetmek, belki de hayatta kaybolmuş hissetmek… Kimimiz için yalnızca kelimelerden ibaretken, kimimiz için yılların acı birikimi. İşte, bu duyguyu bir hikâye ile anlatmak istiyorum. Hep birlikte düşünelim, belki hepimizde bir şeyler uyandırır.

İçinde bulundukları kasvetli ruh haline rağmen, Emre ve Ayşe birbirlerine hep gülümsüyorlardı. Aralarındaki ilişki, her ikisinin de farklı karakter özelliklerinden besleniyordu. Emre, hayatın zorluklarını çözmek için sürekli stratejiler geliştiriyor, planlar yapıyordu. Her şeyin bir çözümü olduğuna inanıyordu. Ayşe ise daha çok hisleriyle hareket eder, insanları anlamaya, onların duygusal ihtiyaçlarına göre hareket etmeye çalışıyordu. Birbirlerini severken, bazen fark ettikleri en büyük engel, farklı bakış açılarıydı. Ancak bu engel de, ilişkilerini güçlendiren bir şeydi, çünkü ikisi de aynı duyguyu paylaşıyorlardı: Tükenmişlik, bitmişlik, kaybolmuşluk.

Emre, bir sabah Ayşe’yi gülerek uyandırdı. "Bugün mükemmel bir planım var!" dedi. "Küçük bir tatil, her şeyden uzaklaşacağız." Ayşe gözlerini araladı, yorgun bir şekilde bakarak, "Herkes tatil planları yapıyor, Emre. Ama ya içindeki boşluğu nasıl dolduracağız? Ne kadar kaçsak da, o boşluk her zaman bizimle." Emre biraz şaşırdı, sonra derin bir nefes alarak, "Ayşe, bak… Ben çözümleri severim. Her şeyin bir çıkışı vardır. Bizim de bir çıkışımız var, bu hisse de bir çözüm bulmalıyız."

Ayşe, Emre’nin sözlerine gülümsedi. "Çözümün yalnızca mantıkla geldiğini mi düşünüyorsun?" diye sordu, gözlerinde bir hüzün vardı. "Bitik olmanın, tükenmişliğin bir anlamı yok mu, Emre? Her şeyi çözmek, her şeyi onarmak mümkün olmayabilir. Bazen sadece hissetmek gerek."

Emre, Ayşe’nin ne demek istediğini anladı. Onun empati dolu yaklaşımına karşılık, çözüm odaklı bakış açısını ne kadar da daraltmıştı. O an fark etti: Bazen çözüm, bir şeyleri onarmak değil, sadece o anı birlikte yaşamak, acıyı birlikte hissetmekti. Ayşe’nin derin duygularını, hissettiklerini anlamaya çalışmak.

Bir sabah, Emre işe gitmek üzere hazırlanan Ayşe’ye baktığında, onun gözlerindeki yorgunluğu fark etti. Ayşe, hayatın yükünü omuzlarında taşırken, her şeyin bir anlamı olması gerektiğini düşündü. Ama bir anlam bulamıyordu. "Ayşe, ne oldu? Yine her şey yolunda değil mi?" diye sordu Emre, biraz da kendini suçlu hissederek. Ayşe, bu kez içindeki boşluğu olduğu gibi yansıttı: "Bitik hissediyorum, Emre. Bir noktada her şey duruyor. Ne yaparsak yapalım, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak."

Emre, Ayşe’nin duygularına hakim olmaya çalıştı, ama içinde hissettiği çözüm arayışı onu bastırıyordu. "Ayşe, bitik olmak bir durum değil, bir geçici an. Bunu aşmamız lazım. Bir şeyler yapmalıyız. Tatil, yeni bir iş, farklı bir şehir belki… Ne istersen, yaparız."

Ayşe başını iki yana sallayarak, "Emre, bitik olmak yalnızca bir nokta değil. İnsan olmanın bir hali. Ne kadar kaçarsak kaçalım, içindeki boşluğu hissetmek, seni bir insan olarak tanımlıyor. Bazen sadece o boşlukla yaşamayı öğrenmelisin."

O an, Emre’nin içinde bir şeylerin kırıldığını hissetti. Ayşe haklıydı. Bitik olmak, sadece dışsal faktörlere değil, içsel bir boşluğa da işaret ediyordu. Bu boşluk, insanın yaşadığı hayatta bir türlü anlam bulamamasının, hep daha fazlasını istemesinin, kaybolmuşluk hissinin sonucuydu. Bir insanın ruhunda derinlemesine kaybolan bu duyguyu çözmek, belki de hiçbir zaman mümkün olmayacaktı. Ama onu anlamak, yanında olmak, hissedebilmek… İşte bu, çözümün kendisiydi.

Ayşe'nin sözleriyle, Emre’nin çözüm odaklı yaklaşımından çok daha fazlasının gerektiğini fark etti. Bitik olmanın, insanın içindeki o boşluğu kabullenmesi gerektiğini. Bu, bir anlamda, insan olmanın en derin noktalarına dokunmaktı. Bitik olmak, yalnızca bir anın yansıması değil, insanın içindeki duygusal zenginliğin bir parçasıydı.

Hikayenin sonunda, Emre ve Ayşe birbirlerine bakarak gülümsediler. Artık her şeyin çözülmesi gerekmiyordu. Bazı şeyler olduğu gibi kabul edilmeliydi. Belki de bitik hissetmek, yeniden başlamanın ilk adımıydı.

Hikayeyi okuduktan sonra, siz forumdaşlarım, sizce bitik olmak ne demek? Bu duyguyu, nasıl tanımlıyorsunuz? Emre’nin çözüm odaklı yaklaşımını mı yoksa Ayşe’nin empatik yaklaşımını mı daha çok benimsiyorsunuz? Fikirlerinizi, duygularınızı bizimle paylaşmak isterseniz, yorumu bekliyoruz!