Berk
New member
Fiilimsi Ekleri Yapım Eki midir? Dil Bilimsel Açıdan Bir Değerlendirme
Türkçede fiilimsi ekleri konusu, okul yıllarında çoğumuzun “yapım eki mi, çekim eki mi?” sorusuyla karşılaştığı başlıklardan biri. Ben de bu konuyu yalnızca sınavlarda doğru seçeneği işaretlemek açısından değil, Türkçenin sözcük oluşturma ve cümle kurma mekanizmasını anlamak açısından ilginç buluyorum. Özellikle “-ma/-me”, “-ış/-iş/-uş/-üş”, “-mak/-mek”, “-an/-en” gibi eklerin bir yandan fiille ilişkisini korurken diğer yandan isim, sıfat veya zarf görevi üstlenmesi, basit bir sınıflandırmadan daha karmaşık bir dilbilgisel yapıya işaret ediyor.
Bu nedenle temel soruyu biraz genişletmek gerekiyor: Fiilimsi ekleri gerçekten yapım eki midir, yoksa çekim eklerinden ayrı bir kategori olarak mı değerlendirilmelidir? Bu soruya cevap verirken okul dilbilgisi terminolojisiyle modern dilbilim terminolojisini birbirinden ayırmak oldukça önemli.
Öncelikle Fiilimsi Nedir?
Fiilimsiler, fiillerden türeyen ancak cümlede doğrudan çekimli fiil gibi kullanılmayan sözcüklerdir. Türkçede geleneksel olarak üç ana gruba ayrılır:
İsim-fiil: -mak/-mek, -ma/-me, -ış/-iş/-uş/-üş
Sıfat-fiil: -an/-en, -ası/-esi, -maz/-mez, -ar/-er, -dik/-dık, -ecek/-acak, -miş/-mış vb.
Zarf-fiil: -ip/-ıp/-up/-üp, -erek/-arak, -ince/-ınca, -ken, -meden/-madan vb.
Örneğin “Kitap okumak faydalıdır.” cümlesindeki “okumak”, biçim bakımından fiilden türemiştir ancak cümlede isim görevindedir. “Gülen çocuk” ifadesindeki “gülen” ise “gülmek” fiilinden türemiş ve “çocuk” adını nitelemiştir.
Buradaki kritik nokta şudur: Fiilimsi ekleri fiile yeni bir sözlüksel anlam kazandırmaktan çok, fiilin cümlede hangi sözdizimsel işlevi üstleneceğini değiştirir.
Bu ayrım, “yapım eki” kavramının nasıl tanımlandığıyla doğrudan ilgilidir.
Yapım Eki ile Fiilimsi Eki Arasındaki Temel Fark
Geleneksel Türkçe dilbilgisinde yapım ekleri, kök veya gövdeye gelerek yeni bir sözcük ya da yeni bir sözcük türü meydana getiren ekler olarak açıklanır. Örneğin “göz” sözcüğünden “gözlük”, “tuz” sözcüğünden “tuzlu”, “başla-” fiilinden “başlangıç” gibi yapılar meydana gelebilir.
Fiilimsi eklerinde ise durum biraz farklıdır.
“koş-” fiiline “-mak” eki getirildiğinde “koşmak” biçimi ortaya çıkar. Ancak bu sözcük, fiilin sözlük anlamından tamamen kopmuş yeni bir sözcük değildir. Fiilin eylem anlamı korunur; yalnızca eylem, isim-fiil biçiminde cümle içinde kullanılabilir.
Örneğin:
“Çocuk koştu.”
“Çocuk koşmayı seviyor.”
İlk cümlede “koştu” çekimli fiildir. İkinci cümlede “koşmayı” isim-fiildir. Buradaki ek, fiilin zamanını veya kişisini bildirmediği gibi, onu bağımsız bir sözlük maddesine dönüştürmekten ziyade eylemi isim görevinde kullanılabilecek bir yapıya sokar.
Bu yüzden fiilimsi eklerini doğrudan “yapım eki” olarak nitelendirmek bilimsel açıdan tartışmalıdır.
Peki Neden Bazı Kaynaklarda Yapım Eki Olarak Değerlendiriliyor?
Sorunun temelinde farklı dilbilgisi gelenekleri bulunuyor. Türkçenin okul gramerinde “yapım eki” ve “çekim eki” ayrımı oldukça işlevsel bir sınıflandırmadır. Fakat akademik dilbilimde eklerin yalnızca bu iki kategoriye zorunlu olarak ayrılması gerekmeyebilir.
Dilbilimsel araştırmalarda morfoloji ile sözdizimi arasındaki sınırın her zaman kesin olmadığı kabul edilir. Fiilimsiler bunun güzel örneklerinden biridir. Çünkü fiilimsi biçimleri fiilden türemelerine rağmen cümlede isim, sıfat veya zarf gibi davranabilir.
Örneğin:
“Onun gelmesi bizi sevindirdi.”
Burada “gelmesi” bir isim-fiildir ve özne ya da nesne gibi isimsel işlevler üstlenebilir. Ancak aynı yapı içinde “onun” tamlayıcısı ve “gelmesi” arasındaki ilişki, basit bir isim türetme işleminden daha karmaşık bir fiilimsi yapısına işaret eder.
Dolayısıyla “fiilimsi eki yapım ekidir” ifadesi, okul dilbilgisi bağlamında belirli bir sınıflandırma mantığı içinde kullanılabilse de modern morfolojik analiz açısından tek ve tartışmasız açıklama değildir.
Bilimsel Yaklaşım: Biçimbilimsel Analiz Nasıl Yapılır?
Bu konuyu bilimsel biçimde incelemek için öncelikle fiilimsi yapıların bir metin derleminde taranması mümkündür. Araştırmacı, farklı türlerden milyonlarca sözcük içeren Türkçe metinleri inceleyerek fiilimsi eklerinin hangi bağlamlarda ortaya çıktığını belirleyebilir.
Örneğin bir derlem çalışmasında şu değişkenler kodlanabilir:
Ek türü
Fiil kökü veya gövdesi
Sözcüğün cümledeki görevi
Fiilimsi yapının aldığı diğer ekler
Anlamsal özellik
Yapının kalıcı bir sözcüğe dönüşüp dönüşmediği
Bu yöntem bize önemli bir ayrım sağlar. “Yazmak” ile “yazıcı” biçimlerini karşılaştırdığımızda her iki yapı da fiille ilişkilidir; ancak morfolojik işlevleri aynı değildir. “Yazmak” eylemi isim-fiil olarak kullanılabilirken “yazıcı” belirli bir kişi veya nesneyi ifade eden adlaşmış bir türetimdir.
Bu nedenle yalnızca “fiilden sonra ek geldi ve sözcüğün türü değişti” ölçütü, bir eki otomatik olarak yapım eki kabul etmek için yeterli değildir.
Fiilimsiler Fiilin Özelliklerini Neden Koruyor?
Fiilimsi yapıları ilginç hale getiren temel özelliklerden biri, isim veya sıfat gibi davranırken fiile özgü bazı özellikleri koruyabilmeleridir.
“Kitap okumak”
“Çocukların kitap okuması”
“Dikkatlice okuyarak”
gibi yapılarda fiilimsi biçimler çeşitli tamamlayıcılar alabilir.
Örneğin “Ali'nin hızlı koşması” ifadesinde “koşma” bir isim-fiil olmasına rağmen “hızlı” gibi bir belirteçle ilişki kurabilir. Daha önemlisi, “Ali'nin” biçimindeki tamlayıcıyla birlikte eylemsel bir yapı oluşturur.
Bu durum, fiilimsilerin salt isim türeten eklerle açıklanmasının neden yetersiz kalabileceğini gösterir. Fiilimsi, bir anlamda fiilin eylemsel özellikleri ile isim, sıfat veya zarfın sözdizimsel özellikleri arasında köprü kurar.
“Yapım Eki” Demek Tamamen Yanlış mı?
Hayır; ancak hangi dilbilgisi çerçevesinden söz edildiği belirtilmelidir.
Geleneksel öğretimde fiilimsi eklerinin yapım eki kabul edildiği yaklaşımlar bulunur. Bunun gerekçesi, bu eklerin fiil tabanına gelerek fiili başka bir görevde kullanılan biçime dönüştürmesidir.
Türkçede fiilimsi ekleri konusu, okul yıllarında çoğumuzun “yapım eki mi, çekim eki mi?” sorusuyla karşılaştığı başlıklardan biri. Ben de bu konuyu yalnızca sınavlarda doğru seçeneği işaretlemek açısından değil, Türkçenin sözcük oluşturma ve cümle kurma mekanizmasını anlamak açısından ilginç buluyorum. Özellikle “-ma/-me”, “-ış/-iş/-uş/-üş”, “-mak/-mek”, “-an/-en” gibi eklerin bir yandan fiille ilişkisini korurken diğer yandan isim, sıfat veya zarf görevi üstlenmesi, basit bir sınıflandırmadan daha karmaşık bir dilbilgisel yapıya işaret ediyor.
Bu nedenle temel soruyu biraz genişletmek gerekiyor: Fiilimsi ekleri gerçekten yapım eki midir, yoksa çekim eklerinden ayrı bir kategori olarak mı değerlendirilmelidir? Bu soruya cevap verirken okul dilbilgisi terminolojisiyle modern dilbilim terminolojisini birbirinden ayırmak oldukça önemli.
Öncelikle Fiilimsi Nedir?
Fiilimsiler, fiillerden türeyen ancak cümlede doğrudan çekimli fiil gibi kullanılmayan sözcüklerdir. Türkçede geleneksel olarak üç ana gruba ayrılır:
İsim-fiil: -mak/-mek, -ma/-me, -ış/-iş/-uş/-üş
Sıfat-fiil: -an/-en, -ası/-esi, -maz/-mez, -ar/-er, -dik/-dık, -ecek/-acak, -miş/-mış vb.
Zarf-fiil: -ip/-ıp/-up/-üp, -erek/-arak, -ince/-ınca, -ken, -meden/-madan vb.
Örneğin “Kitap okumak faydalıdır.” cümlesindeki “okumak”, biçim bakımından fiilden türemiştir ancak cümlede isim görevindedir. “Gülen çocuk” ifadesindeki “gülen” ise “gülmek” fiilinden türemiş ve “çocuk” adını nitelemiştir.
Buradaki kritik nokta şudur: Fiilimsi ekleri fiile yeni bir sözlüksel anlam kazandırmaktan çok, fiilin cümlede hangi sözdizimsel işlevi üstleneceğini değiştirir.
Bu ayrım, “yapım eki” kavramının nasıl tanımlandığıyla doğrudan ilgilidir.
Yapım Eki ile Fiilimsi Eki Arasındaki Temel Fark
Geleneksel Türkçe dilbilgisinde yapım ekleri, kök veya gövdeye gelerek yeni bir sözcük ya da yeni bir sözcük türü meydana getiren ekler olarak açıklanır. Örneğin “göz” sözcüğünden “gözlük”, “tuz” sözcüğünden “tuzlu”, “başla-” fiilinden “başlangıç” gibi yapılar meydana gelebilir.
Fiilimsi eklerinde ise durum biraz farklıdır.
“koş-” fiiline “-mak” eki getirildiğinde “koşmak” biçimi ortaya çıkar. Ancak bu sözcük, fiilin sözlük anlamından tamamen kopmuş yeni bir sözcük değildir. Fiilin eylem anlamı korunur; yalnızca eylem, isim-fiil biçiminde cümle içinde kullanılabilir.
Örneğin:
“Çocuk koştu.”
“Çocuk koşmayı seviyor.”
İlk cümlede “koştu” çekimli fiildir. İkinci cümlede “koşmayı” isim-fiildir. Buradaki ek, fiilin zamanını veya kişisini bildirmediği gibi, onu bağımsız bir sözlük maddesine dönüştürmekten ziyade eylemi isim görevinde kullanılabilecek bir yapıya sokar.
Bu yüzden fiilimsi eklerini doğrudan “yapım eki” olarak nitelendirmek bilimsel açıdan tartışmalıdır.
Peki Neden Bazı Kaynaklarda Yapım Eki Olarak Değerlendiriliyor?
Sorunun temelinde farklı dilbilgisi gelenekleri bulunuyor. Türkçenin okul gramerinde “yapım eki” ve “çekim eki” ayrımı oldukça işlevsel bir sınıflandırmadır. Fakat akademik dilbilimde eklerin yalnızca bu iki kategoriye zorunlu olarak ayrılması gerekmeyebilir.
Dilbilimsel araştırmalarda morfoloji ile sözdizimi arasındaki sınırın her zaman kesin olmadığı kabul edilir. Fiilimsiler bunun güzel örneklerinden biridir. Çünkü fiilimsi biçimleri fiilden türemelerine rağmen cümlede isim, sıfat veya zarf gibi davranabilir.
Örneğin:
“Onun gelmesi bizi sevindirdi.”
Burada “gelmesi” bir isim-fiildir ve özne ya da nesne gibi isimsel işlevler üstlenebilir. Ancak aynı yapı içinde “onun” tamlayıcısı ve “gelmesi” arasındaki ilişki, basit bir isim türetme işleminden daha karmaşık bir fiilimsi yapısına işaret eder.
Dolayısıyla “fiilimsi eki yapım ekidir” ifadesi, okul dilbilgisi bağlamında belirli bir sınıflandırma mantığı içinde kullanılabilse de modern morfolojik analiz açısından tek ve tartışmasız açıklama değildir.
Bilimsel Yaklaşım: Biçimbilimsel Analiz Nasıl Yapılır?
Bu konuyu bilimsel biçimde incelemek için öncelikle fiilimsi yapıların bir metin derleminde taranması mümkündür. Araştırmacı, farklı türlerden milyonlarca sözcük içeren Türkçe metinleri inceleyerek fiilimsi eklerinin hangi bağlamlarda ortaya çıktığını belirleyebilir.
Örneğin bir derlem çalışmasında şu değişkenler kodlanabilir:
Ek türü
Fiil kökü veya gövdesi
Sözcüğün cümledeki görevi
Fiilimsi yapının aldığı diğer ekler
Anlamsal özellik
Yapının kalıcı bir sözcüğe dönüşüp dönüşmediği
Bu yöntem bize önemli bir ayrım sağlar. “Yazmak” ile “yazıcı” biçimlerini karşılaştırdığımızda her iki yapı da fiille ilişkilidir; ancak morfolojik işlevleri aynı değildir. “Yazmak” eylemi isim-fiil olarak kullanılabilirken “yazıcı” belirli bir kişi veya nesneyi ifade eden adlaşmış bir türetimdir.
Bu nedenle yalnızca “fiilden sonra ek geldi ve sözcüğün türü değişti” ölçütü, bir eki otomatik olarak yapım eki kabul etmek için yeterli değildir.
Fiilimsiler Fiilin Özelliklerini Neden Koruyor?
Fiilimsi yapıları ilginç hale getiren temel özelliklerden biri, isim veya sıfat gibi davranırken fiile özgü bazı özellikleri koruyabilmeleridir.
“Kitap okumak”
“Çocukların kitap okuması”
“Dikkatlice okuyarak”
gibi yapılarda fiilimsi biçimler çeşitli tamamlayıcılar alabilir.
Örneğin “Ali'nin hızlı koşması” ifadesinde “koşma” bir isim-fiil olmasına rağmen “hızlı” gibi bir belirteçle ilişki kurabilir. Daha önemlisi, “Ali'nin” biçimindeki tamlayıcıyla birlikte eylemsel bir yapı oluşturur.
Bu durum, fiilimsilerin salt isim türeten eklerle açıklanmasının neden yetersiz kalabileceğini gösterir. Fiilimsi, bir anlamda fiilin eylemsel özellikleri ile isim, sıfat veya zarfın sözdizimsel özellikleri arasında köprü kurar.
“Yapım Eki” Demek Tamamen Yanlış mı?
Hayır; ancak hangi dilbilgisi çerçevesinden söz edildiği belirtilmelidir.
Geleneksel öğretimde fiilimsi eklerinin yapım eki kabul edildiği yaklaşımlar bulunur. Bunun gerekçesi, bu eklerin fiil tabanına gelerek fiili başka bir görevde kullanılan biçime dönüştürmesidir.